Bir Şeytanın Papazı

Richard Dawkins - Bir Şeytanın Papazı

1.5

Jüri Tarafından Yargılanmak

Jüri tarafından yargılanmak herhangi birisinin aklına gelebilecek en bariz kötü 'iyi fikir'lerden biri olmalıdır. Bu olayın mucitleri suçlanamaz. Bu insanlar istatistiksel örnekleme ve deneysel çalışma prensipleri keşfedilmeden önce yaşadılar. Bilim insanı değillerdi. Bir benzetme kullanarak açıklamama izin verin. Ve eğer bu örnek sonrasında birisi iddiama, insanların ringa martısı olmadığı şeklinde bir itirazda bulunursa, ana fıkrimi aktarmakta başarısız oldum demektir.

Yetişkin ringa martılarının parlak sarı gagaları vardır ve uçlarının yakınlarında göze çarpan bir kırmızı nokta bulunur. Yavrular bu noktayı gagalarlar, bu da ebeveynlerin onlar için yiyeceği kusmasına neden olur. Nobel ödüllü zoolog ve eskiden Oxford'da maestrom olan Niko Tinbergen, yeni doğmuş toy yavrulara, gaga boyları, nokta rengi ve boyutu değişen, kartondan sahte martı kafaları gösterdi. Tinbergen her renk, şekil veya kombinasyon için, yavru martıların sabit bir zamanda gagalamalarını sayarak tercihlerini ölçtü. Buradaki amaç yeni doğmuş yavruların doğuştan üzerinde kırmızı noktaları olan uzun sarı gagaları tercih edip etmediklerini anlamaktı. Eğer tercih ediyorlarsa bu, genlerin yavruları, yumurtadan çıktıklarında karşılaşacakları dünyaya, yiyeceğin yetişkin ringa martılarının gagalarında geldiği bir dünyaya ait detaylı bilgilerle donattığı anlamına gelecekti.

Hem araştırmanın nedenini hem de sonucunu boş verin. Bunun yerine, eğer böylesi bir deneyde doğru sonuca ulaşmak istiyorsanız, kullanmak zorunda olduğunuz yöntemlere ve kaçınmanız gereken tuzaklara odaklanın. Bunlar martı yavrularında olduğu kadar insan jürilerinde de geçerli olan genel prensipler haline gelir.

İlk olarak, birden fazla yavruyu test etmeniz gerektiği çok açıktır. Ringa martılarının hepsi aynı renge meyilli olmayıp, bazı yavrular kırmızıya meyilliyken bazıları maviye meyilli olabilir. Bu yüzden bir tek yavruyu alarak sadece bireysel tercihi ölçersiniz.

Bu yüzden birden fazla yavru martıyı test etmeliyiz. Peki, kaç tane? İki tane yeterli mi? Hayır, ne iki ne de üç tane yeterli ve artık istatistiki olarak düşünmeye başlamalıyız. Olayı basitleştirmek için sadece kırmızı noktalarla mavi noktaları birbirleriyle karşılaştırdığımızı düşünelim ve sadece sarı arka plan kullanarak her iki noktayı da aynı anda gösterelim. Eğer sadece iki yavruyu ayrı ayrı test ediyorsak, ilk yavrunun kırmızıyı seçtiğini düşünelim. Gelişigüzel olarak bu şekilde davranmasının olasılığı %50 dir. Sonrasında ikinci yavrunun da şans eseri kırmızıyı seçtiğini düşünelim. Böyle olmasının da olasılığı tekrar %50 dir, kuşlar renk körü bile olsalar. Rastgele seçilmiş kuşların şans eseri aynı rengi seçmelerinin olasılığı %50 dir (kırmızı kırmızı, kırmızı mavi, mavi kırmızı, mavi mavi olasılıklarının yarısı). Üç yavru da yeterli değildir. Eğer bütün olasılıkları yazarsanız, sadece şans eseri kuşların aynı fikirde olmalarının ihtimalinin %25 olduğunu bulursunuz. Yanlış nedenden dolayı ortak bir sonuca varmanın olasılığının %25 olması kabul edilemez bir büyüklüktür.

Peki, gerçeği araştırmak için on iki yavru alsak ne dersiniz? İşte şimdi oldu. Eğer on iki yavrunun bağımsız olarak iki seçenek arasındaki tercihi araştırılıyorsa, şans eseri hepsinin aynı tercihte bulunmasının ihtimali 2048 de bir gibi tatminkar bir düşüklüktedir.

Fakat şimdi on iki yavruyu birbirinden bağımsız test etmek yerine grup halinde test ettiğimizi düşünelim. Sonuçta, ortalarında bulunan, gagalama sayısını otomatik olarak sayan elektronik aygıtlarla donatılmış sahte birer kırmızı ve mavi martıya çevrilmiş yüzleriyle ciyaklayan bir yavru gümbürtüsü elde ederiz. Ve diyelim ki yavrular toplam olarak kırmızıyı 532 kere ve maviyi sıfır kere gagaladılar. Bu muazzam farklılık on iki yavrunun da kırmızıyı tercih ettiği anlamına gelir mi? Tabii ki gelmez. Gagalamalar bağımsız veri değildir. Yavruların birbirlerini kuvvetli bir şekilde taklit etmeye (aynı zamanda kilitlenme etkisiyle kendilerini taklit etmeye) meyilleri bulunuyor olabilir. Eğer ilk olarak bir yavru şans eseri kırmızıyı gagaladıysa, diğerleri onu taklit edebilir ve tüm yavru sürüsü bu taklitçi gagalama çılgınlığına katılabilir. Gerçekten de bu, evcil tavukların yaptığı bir şeydir ve büyük ihtimalle martı yavruları da aynı şekilde davranırlar. Bu böyle olmasa bile yine de verinin bağımsız olmadığı ve deneyin bu yüzden geçersiz olduğu prensibi geçerlidir. On iki yavru kesinlikle bir yavruya eşdeğerdir ve gagalamalarının toplamı da ister bir tane ister sayısız olsun sadece bir tek bağımsız sonucu ifade eder.

Hukuk mahkemelerine dönersek, neden on iki jüri üyesi bir yargıca tercih ediliyor? Daha akıllı, daha bilgili ve muhakeme etmekte daha deneyimli oldukları için değildir. Kesinlikle değildir ve uzaktan yakından ilgisi yoktur. Şahsi iftira davalarında astronomik tazminatlara karar kılan jürileri düşünün. Jürilerin aşırı duygusal tiyatro gösterileri yapan avukatları nasıl yarattıklarını düşünün. On iki jüri bir yargıca tercih edilir çünkü sayıları daha fazladır. Tek bir yargıcın hüküm vermesine izin vermek, bütün ringa martıları adına bir tek yavrunun konuşmasına izin vermek gibi olacaktır. On iki kafa daha iyidir çünkü delillerin değerlendirilmesinde on iki değişik değerlendirmeyi temsil edeceklerdir.

Fakat bu görüşün geçerli olabilmesi için on iki değerlendirmenin birbirinden gerçekten de bağımsız olması gerekir. Ve tabii ki bağımsız değillerdir. On iki erkek ve kadın jüri, bizim ringa martısı yavrularını kafese koymamız gibi, bir jüri odasına kapanırlar. Birbirlerini taklit edip etmediklerine gelince, edebilirler. Bu jürinin bir yargıca tercih edilmesi prensibinin geçersiz hale gelmesi için yeterlidir.

İyi bir şekilde belgelendiği gibi ve talihsizlik olarak görev aldığım üç jüriden hatırladığım kadarıyla pratikte jüriler bir ya da iki konuşkan üye tarafından muazzam şekilde yönlendirilirler. Ayrıca oybirliğine varılması için büyük bir baskı vardır ve bu da bağımsız veri prensibini kökünden baltalar. Jüri üyelerinin sayısını arttırmak ya hiç faydalı olmayacaktır ya da çok az olacaktır (ve prensibin kesin geçerliğine hiç katkısı olmayacaktır) . Yapılması gereken şey, birbirlerinden bağımsız olarak hüküm veren birimlerin arttırılmasıdır.

İlginçtir, davaların garip bir şekilde medyatikleştirildiği Amerikan sistemi jüri sistemini iyileştirme ihtimalini ortaya çıkarmıştır. Louise Woodward veya O.J.Simpson davaları gibi davaların sonunda ülkenin dört bir yanından gerçek anlamda binlerce kişi delilleri sanki resmi jüri onlarmış gibi incelediler. Kitlelerin telefonla katıldığı bir program bir jüriden daha adil bir karar üretebilir. Fakat ne yazık ki gazetelerin konuyla ilgili yorumları, radyo programları ve geleneksel dedikodu, Bağımsız Veri Prensibini bozabilir ve başladığımız yere geri döneriz. Zaten her halükarda davaların yayınlanması korkunç sonuçlar üretir. Louise Woodwars'ın davasının ardından interneti yanlış hecelenmiş ve grameri bozuk kötü niyetli saçmalıklar işgal etti, çek defteri gazetecileri sıraya girdi ve talihsiz baş yargıç telefonunu değiştirip koruma tutmak zorunda kaldı.

Öyleyse sistemi nasıl geliştirebiliriz? On iki jüri de gerçekten bağımsız veriyi oluşturmak için on iki izole edilmiş odaya kilitlenip oyları ayrı ayrı mı alınmalı? Eğer bazı üyelerin kendi kendine karar alamayacağı veya kendini ifade edemeyeceği şeklinde bir itiraz olursa biz de neden bu bireylerin jüriye seçildiğine şaşırırız. Belki de bir grup insan bir masa etrafında bir konuyu düşünürken ortaya çıkan kolektif akıl hakkında bir şeyler söylenebilir. Fakat bu hala bağımsız veri prensibini eksik bırakır.

Bütün davalar aynı anda iki farklı jüri tarafından mı görülmelidir? Veya üç mü? Ya da on iki? Çok pahalı olur, en azından bütün jüriler on iki üyeden oluşursa. Altı üyeli iki jüri veya dört üyeli üç jüri muhtemelen şimdiki sistem için bir ilerleme olacaktır. Fakat bu tip alternatif seçeneklerin göreceli değerlerini veya jüri tarafından yargılanma ile hakim tarafından yargılanmanın değerlerinin karşılaştırmasını veren bir test yöntemi yok mudur?

Evet vardır. Bunu İki Karar Uyum Testi olarak adlandıracağım. Bu, eğer bir karar geçerliyse kararı vermek için oluşturulmuş iki bağımsız sistem de aynı sonucu üretmelidir prensibine dayanmaktadır. Sadece test amaçlı olarak, aynı davayı dinleyen ve diğer jürinin üyeleriyle konuşmaları yasak olan iki jüri bulundurma masraflarına katlanıyoruz. Davanın sonunda iki jüriyi ayrı jüri odalarına kapatıyoruz ve aynı kararı verip vermediklerine bakıyoruz. Eğer aynı kararı vermezlerse her iki kararın da şüpheye yer vermeden doğru kabul edilirliği bulunmayacak ve bu da jüri sistemi üzerinde makul bir şüphe oluşturacaktır.

Hakim tarafından yargılama ile deneysel karşılaştırma yapmak için aynı davayı dinleyecek iki deneyimli hakime ihtiyacımız vardır ve onların da birbirleriyle konuşmalarına izin verilmeden bağımsız kararlar almaları gerekir. Bir seri davadan sonra jüri yargılaması ve yargıç yargılaması sistemlerinin hangisi daha yüksek aynı kararda olma sayısına ulaşırsa o daha iyi bir sistemdir ve eğer Uyum Puanı yüksekse gelecekte kullanılmak üzere güvenle yetkilendirilebilir.

Louise Woodward davasında aynı kararı verecek iki bağımsız jüri için iddiaya girer miydiniz? O.J.Simpson davasında verilen kararı verecek bir tane bile başka jüriyi hayal edebilir misiniz? Diğer taraftan iki yargıç uyum testinde oldukça büyük ihtimalle iyi puan alacaktır gibime geliyor. Ve eğer ciddi bir suçtan yargılanırsam, şu şekilde yargılanmak isterim. Eğer suçlu olduğumu biliyorsam, jürinin (ne kadar cahil, önyargılı ve kaprisli olurlarsa o kadar iyi) kontrolsüzlüğünü seçerim. Fakat eğer suçsuzsam ve ideal durum olan çoklu bağımsız karar verme mekanizması olanaklı değilse, lütfen bana bir yargıç verin.

Richard Dawkins - Bir Şeytanın Papazı


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır.




Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM